gözyaşlarını içlerine ekenler sevinç çığlıkları ile biçecek: (demişler demişlerde bizler bu sözün neden hep sevince ulaşmak kısmını bekliyoruz umut ediyoruz sonra hayal kırıklıkları...)
gözyaşını içe akıtmak
yani rab den gelen imtihanı kuluna şikayet etmemek
şikayetlenmeden sabr ile beklemek.
ekmek... yani geregini yapmak belki yani hamd etmek.
o zaman yani ektigini biçme vaktinde
imtihan vakti geçince bu imtihanı verebilmişsen eğer...
rabbim bir ferahlık bir huzur bir coşku verir elbet hatta çektigin sıkıntı kadarcası yahut rabbin merhamet ve rahmetinin buyuklugunu düşününce belki bolcası. ama bir gram azcası değil! *
bu iyi güzel hoş bir şey
lakin
sanılmamalı ki imtihan bitti.
yokluk ve sabr imtihan sonucu erisilen refahlık da başka bir imtihan.
hiç iyi şeyler olamayacak biz hep imtihan olacagız sözü buna tekabül etmekte sanırım.
herşey yolunda iken için içine sığmadığında dünyaya dalıyor musun imtihanı başlıyor bu sefer...
coşarken çığlık atarken ne kadar rabbi anıyorsun?
iyi seylere de sendendir ya rab diyebiliyor musun yoksa ben iyiyimde ondan iyi oldu mu diyorsun. kendinden mi biliyorsun?
yoksa sevincini de gömüp içine,
bu da geçer ya hu diyebiliyor musun?
bir tek sen varsın başkası boş?
sen varsan dünya da varlık bolluk da yokluk darlıkta aynı?
razıyım ya rab senden gelen her türlüsüne razıyım?
belki bu sebeple sevgili peygamber gülerken ağız dolusu taşkınlıkla gülmüyordu.
ya fethler sonrasında nasıl sevinmuşlerdi sahabiler?
küçük harbden çıktık büyüğüne, nefsimizle savaşa dönüyoruz diyebilmek nası bir şeydi?
yada
karna bağlanan taşla açlığını geçiştirenler yiyecek ve bolluk bulunca dolaplarında mı depolamıştı??
yoksa bugün rızkı veren rab yine verir elbet deyip başka bir müslüman kardeşiyle mi paylaşmıştı?
İşlerimi halledip namazımı ibadetimi yapayım deme diyor rab, sen beni öncele, önceliğine al ben senin işlerini yapayım. bu nasıl bir vaad dir. demek öyle güzel bir şey ki nefse o kadaar çok ağır gelmekte! doğru olmasa güzel olmasa öylesine bur şey olsa bu kadar nefse zor gelir miydi? yap yada yapma banane derdi ama iste demek çok güzel bir şey ki önüne setler çekiyor nefs zor gelior, uğraş verdiriyor haketmen için.
bir de şöylecesi varki sormayın...
nasıl bir iman gerekir böylecesine bilemedim ben âhh..
horasanın köpekleri öyle yapar diyor ya hani şakik efendi
nasıl diyor bir piri,
bulunca diyor yiyor bulmayınca sabrediyor!
ya siz? siz nasıl yaparsınız deyince:
biz diyor, bulamayınca sabrederiz buluncada dağıtırız!!
hiç günlerce haftalarca aç kalıp sonra bulduğunuz o ufacık ekmeği yada nimeti önünüzdeki o ufak şeye bakıp yemeyimde paylaşayım aç bir müslüman vardır demeyi denediniz mi??
nasıl bir imtihandır o bilir misiniz?
iste öyle sıkıntıda kalbine ekenler bollugu buluncada dağıtmayı bilenler cennete gitmesin de kim gitsin...
rab bizlere kaldırabileceğimiz imtihanlar nasib eylesin ve o imtihanları geçebilenlerden eylesin. biz geçemiyorsak geçmemize yardım edecek başka bir sevgilisini dostunu vesile kılsın. tüm azalarımızla acz kokan ve hep yenilen şaşkın bizleri, bizlere bırakmasın. (Amin)
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.... (Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu....)
9 Ocak 2016 Cumartesi
Hep iyiyi beklemek ve istemek sonrada hayal kırıklığına düşmek
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder