Avrupalı olmak...
Avrupadan olmak...
kavramları hakkında,
Sunu gözlemledim ki burda insanlar gruplaşırken avrupalılar bir tarafa amerikalılar bir tarafa ingiliz kesimide üst kesim ve kırsal kesim diye 2 tarafa asyalılar ise başka tarafa ayrılıyor. Olan biz türklere oluyor. 😅😊 mediterian kısmı araplar mı? Onlarda batı hayrancılığı ile avrupalilara yanaşıyor yahut kendilerince bir grup olusturuyor. Ancak hepsi olmamakla birlikte çogunlugu avrupa grubu etrafinda. Zaten genelde uzun sure savas yüzünden batı ülkelerinde yasamış olanları var. Bir nevi asimile olmuslar ve bunu kabullenmisler. Helal haram farkını gözetmeyen bir sözde müslüman haline dönüşmüsler. Tabiki araplarda kendi içinde gruplara ayrılıyor soudiler çok baska kuveyt ve morocco tarafları baska baska.
Neyse...
Konumuza dönersek,
Sözlere yansıyan ifadeler ve tavırlara bakarak fransız italyan hollanda degil "europe" gibi bir zihniyet hakim.
Aliya izzetbegoviç ın notlarını okuyunca bir kez daha emin oldum. Evet bu yüzden dedim.
" Fransa ve almanya nın ileri görüşlü insanları, milletlerine, kendilerini Fransız ve almandan ziyade Avrupalı olarak görmelerini salık veriyor.
Bu iddia ilk başta kabul edilmez görülsede Avrupa Ekonomik Toplulugunun ( AET ) olusturulması, XX. Yüzyıl Avrupa tarihinin en yapıcı olayını temsil etmektedir. Bu milliyet üstü yapının kurulması, Avrupa milletlerinin milliyetçiligi ugrattıkları ilk gercek maglubiyettir. Milliyetçilik artık küçük ve hatta orta düzeydeki milletler için bile çok pahalı bir lüks haline geliyor. " syf 99 islam deklarasyonu
Evet...
Avrupanın ve avrupalıların birbirinden güç alma birlik olma gibi bir düsturları var. Bu birlikle international olduklarını ve baska kültülere açık olduklarını ve dolayisiyla çok hümanist olduklarını düsünüyor ve bununla gurur duyuyorlar.
Brexit te çıkan ingilterenin avrupadan ayrılma kararı hakkında ise... ingiliz genç kesim, bu international kültürler arası etkilesimin azalması olasığından oldukça rahatsızlar. Ayrıca ingiliz yaşlı kesimin oldukça bağnaz oldugunu ve ayrımcılıga kendi kalkını kötü gördugunu ve eger kültürel etkilesim olmazsa ingiltere de sosyal yapının çok kötüye gidecegini düşünüyorlar.
Bexit in oldugu zamanlar iskoçyadaydım ve avrupadan çıkma kararı imkansız gibi bakılıyordu. Keza iskoç halkı bu konuda kararliligini gösterdi. Ve hatta ayrılacaksa onlar ayrılsın biz duralım diyerek yüzyıllardır süren bagimsiz bir iskoçya hayali icinde yeniden adımlar devam ediyor.
Ingiltere kısmına gelince... genclerin dusuncesi ve korkusu yukarda bahsettigim gibiyken, Büyüklerin genel düsüncesini bilmiyorum. Asıl evet çıksın oyunu veren kesimle karsilasmadim henüz. Ancak yaslı nufusun fazlalıgından dolayı olsa gerek çıksın kararı agır basmış olmalı.
Devlet yetkililerine gelince...
Ingiltere her ne kadar avrupadan ayılsada bu tamamen kopuş demek degildir imajı verilmeye calisilıyor. Ticari ve turism etkilesimleri decam edecek tabiki deniyor. Avrupayla beraber is yapma ya devam deniliyor.
Lakin o zaman neden ayrılmalıydı ki?
Güç gösterisi...
Varlığının gücünü yokluguyla kanıtlamak istiyor ingiltere. Önce geri adım atacak cekilcek bensiz bir hiçsiniz imaji verilecek ve geri dönecek sahalara. Almanyanın yaptırımlarından rahatsızlığına bi nevi cevap niteliginde. Ingilizler gercekten asiri politik ve saglamcı insanlar. Farklı olmak asilzade olmak çok önemli.
Uzun vadede hedefler çok önemli onlar için.
Biz kendimize yeteriz yetebiliriz düsturunu kanıtlamak kaybettikleri saygınlığı biraz toparlamak istiyorlar şöyle bir dogrulup silkinmek ayakta yürünek istiyorlar avrupalılar icinde. Iyi ya gündemdeyiz iste tüm dünya brexiti konusuyor popularitemiz düsmüstü diye gırgır geciyorlar.
Bu süreci hemen isleve koymama sebebi olarak halkı ayrılamya alıstırmak olarak düsünüyorum ben. Yani eninde sonunda çıkacaklar geri gelmek sartıyla.
Konferanslarla evet kötü olacak ama... sunlarda var konusması yapılıyor ve halkın endiseleri korkuları gideriliyor.
Daha önceki postlarımda dedigim gibi sisteme asiri baglı halk kavga etmek yerine bekliyor.duygusal davranmıyor. Isi uzmanlarına bırakıyor.
Posted via Blogaway
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.... (Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu....)
27 Şubat 2017 Pazartesi
Avrupalı olmak
Islam nizamı çalışmaları icin örnek : Pakistan islam cumhuriyeti
"Pakistan islam nimazımının günümüz sartları ve gelisim düzeyinw uygulanmasının genel bir provasıdır. Islam öncüleri Pakistan da yola çıkarak neyin nasıl yapılıp yapılmaması gerektigini ögrenebilirler.
Pakistanın kısaca olumsuz tecrübeleri :
1- yeterli özgünlük ve yapılandırmaya sahip olmaması
2-formalist ve dogmatik yaklaşım biçimi. Egitimin acil çözüm gerektiren sorunlarıyla ilgilenmek yerine, enerjilerini şeriat hukukunun evlenme ve ceza kanununlarının ne derece uygulanacagı konusunda tüketmiş nihayetinde fikir ayrılığına düşmüsler.
Başarılı olmak için tecrübeli ve nitelikli olup güçlü ve homojen teşkilata mensup olmaları gerekmektedir.
Islam nizamı için verilen mücadele islamın özünün gerceklestirilmesi için verilen mücadeledir, bu da, milletin dinî ve ahlaki egitiminin saglanması ve toplumsal hukukun temel unsurlarının olusturulması anlamına gelmektedir.
Pakistan bizim imtihamlarla dolu büyü umudumuzdur. " diyor Aliya Izzetbegoviç islam deklarasyonunda.
Turkiye içinde seriattan bahseden kesimler icin duydugum endise pakistanın düsmüs oldugu yanlışlara düşecek olmasıdır.
Bence bu yolda ugraşan Türk halkı pakistan ın bu çabalarını deneyimini iyice incelemelidir.
Şahsımında bu konuda bilgisi yoktur. Aliya nın ayırdığı notlar kadarıdır. Ilerde bir arastırmada bu konuda yapmak gerektigini düsünmekteyim.
Gerekli kaynak ve döküman önerilerinizden memnuniyet duyarım.
Gayrimüslime karşı tutum
Bazen öyle zor durumlarda kalıyorum ki... vicdan ve merhamet göstermeli miyim göstermemelimiyim emin olamıyorum. Islama düsman olanlarla birlikte yasamak bu sebeple çok zor...
An oluyor unutuyor ve anadolu insanı baskın geliyor sizde özlemis oluyorsunuz ve sınırları kaldırıveriyorsunuz farkında olmadan.
Bu konuda hala kendimi egitmem gereken husular var.
Bizler çok duygusalız. Batı ise çok politik. Bu sebepten dikkatli olmak gerekiyor esasında...
Bu konuda tecrübe ve okuma yaptıkça tekrar bu mevzuya dönecegim.
"Kuran düşmanlarımızı sevmemizi emretmemiştir, fakat onlara karşı adil ve bağışlayıcı olmamızı emretmiştir. (Kuran 4/135, 16/126)"
"Şiddetin yapamadığını yüce gönüllülük tutarlılık ve cesaret yapabilir. (Kuran 16/125, 26/34-35)"
Syf 79 islam deklarasyonu
Islam toplulugunun diger topluluklara sergiledigi tutum: syf 81
1-Din seçme özgürlügü (kuran 2/256)
2- güç kararlı etkili müdafaa (kuran 8/61-62, 42/39-42, 2/190-192)
3-saldırı savaşı ve cinayet yasağı (kuran 2/190-192, 42/42)
4-iş birliği (kuran 49/13)
5- sorumluluk (kuran 9/4)
6- mütekabiliyet esası (kuran 9/8)
Posted via Blogaway
Vaad
" Yeniden doğuşun ilanıyla, güvenli ve huzurlu bir dönem vaadinde bulunmuyoruz, bilakis bizi huzursuz ve imtihanlarla dolu bir dönemin bekledigini söylüyoruz.
Bizi bekleyen günler refah günleri degil şeref günleri olacaktır. " syf 74 - islam deklarasyonu
Aliya Izzetbegoviç ne de güzel söylemiş.
Bunu idrak etmem hayli zaman almıştı.
Toplumca vaadlar hep güzel günler için... gececek ve bitecek i beklemek ummak hayal kırıklığı olusturmakta... ve sürekli sızlanıp durmaya sebep olmakta. Vaad ettigini elde edemeyen insanın hayal kırıklığıdır çünkü.
Oysa baştan en baştan çocukken öyle ögretilmeliydi bize. Burası dünya ve imtihan yeri. Hicbir zaman bitmeyecek çünkü biz hep imtihan olacagız denseydi bizlere... hayal kırıklığı olur muydu?? Sadece bunu vermek ve çocugun önüne çözemedigi bir problemi yığmak degil amacım. Aksine çözüm yollarını ve bu problemle başa çıkma yollarını ögretmelidir ebeveyn.
Evet zulm fazla... gaflet fazla ama Kurana sarılırsan cevaplarini bulursun demeli... teslimiyet sahibi hz ibrahimi musayı yusuf u anlatmalı.
Kuran talebesi yapmalı sabretmeyi teslimiyeti adım adım yutmalı ve Kuran ın mucizesi egitimi degisimi yaşamalı. Cahiliye devriminden insanlari cikarip ahlak ve edep timsali kinseler haline dönüstürme mucizesi var kuranın. Kuran insanı ve toplumu egitir. Sorunlarla basa çıkmayı kolaylastirir. Yalnızlık hiçlik zayıflık hissi Yaratanın varlığını hissetmek ve ona muhabbet beslemekle son bulur. Ümmeti hissetmekle benlikden bencillikten cıkar ve biz olur. Toplum inşa edilir.
O yüzden veremeyeceginiz saglayamayacaginiz vaadleri vermeyi çocuklarınıza... gerçeklerle yüzleştirin ve onlarla başa çıkmalarında onlarla beraber Kuran talebesi olun.
Olalım.
25 Şubat 2017 Cumartesi
Muhafazakârlar & Modernistler

Müslüman toplumların geri kalmışlığı:
Islam'ın yalnızca bireyi değil toplumu da yapılandırma yetisi yüzünden daima iki tür engele rastlayacaktır, bunlar eski öğretilere bağlı kalmak isteyen muhafazakârlar ve başkalarının öğretilerine bağlanmak isteyen modernistler.
Muhafazakarlar islam'ı geçmişe çekmeye çalışırken, modernistler ise islam dinine yabancı bor gelecek hazırlarlar.
Aralarındaki büyük farklılıklara rağmen, bu iki kategorinin ortak bir noktası bulunuyor, her ikisi de islam'ı yalnızca inanç olarak görüyor inanç kelimesini Avrupadaki anlamıyla değerlendiriyorlar.
Oysa islam dini,
Doğal ve iç dünya olmak üzere iki dünyanın varlığını kabul ederek insanın bu iki dünya arasındaki uçuruma bir köprü niteliğinde yaratıldığını savunur.
Bu birlik bozulduğu zaman din, insanı geri kalmışlığa(dünyevi degerlerin reddine) bilim ise ateizme sürükler.
Islamın yalnızca bir inanç olduğuna inanan muhafazakarlar, Islam ın toplumu yapılandırmaması gerektiğine inanırken modernistler ise Islamın toplumu yapılandıramayacağı kanaatindedir. Sonuç iki durumda da aynıdır.
bugün müslüman toplumların, muhafazakâr düsünce tarzının öncüleri, islamda allah la kul arasında elçiliğe yer olmadıgını bildikleri halde kendilerine özel bir kesim oluşturan, islam ve kuran ı yorumlamayı, bu konuda insanlara elçilik etmeyi kendilerine meslek edinen hoca ve şeyhlerdir.
kendileri birer elçi olarak teologlardır, teolog olarak dogmacılardır, islam, insanlara bir kez gönderildiginden onu bir kez yorumlamak gerektigine inanırlar. bin küsür yıl önce yapılan yorumların olduğu gibi kalması gerektiği kanaatindedirler. dogmacıların bu kaçınılmaz mantıklarının neticesi olarak teologlar yeni olan herseye düşmandırlar. kuran da bulunann kanunların günümüze uyarlanabilmesi için şeriatın yapılandırılması, dinin bütünlügüne zarar vermekle eşit tutuluyor.
terakkiperver, batıcı ve modernistlere gelince, onlar tüm müslüman toplumlarda ugursuzluk timsalidirler, zira yönetim eğitim ve sosyal hayatta sayılarį oldukça fazladır. islam ı hocalardan ve muhafazakârlardan gören bu insanlar, başkalarınıda davet ederek islam a karşı cephe kurarlar.
günümüzde bu sözde yenilikçi insanları, müslüman toplunlarda utanmaları gereken şeylerle övünmeleri ve övünmeleri gereken şeylerden utanmalarıyla ayırt edenilirsiniz. bu kişiler genellikle, avrupa da egitim görüp kendi ülkelerine döndüklerinde, kendilerini avrupa nın zenginligi karşisında kıymetsiz, dogup büyüdükleri topraklardaki yoksul insanlardan ise üstün gören "hanım evlatları'dırlar.
islam terbiyesinden yoksun olup toplumla manevi ve ahlaki bir bağ kurmadıkları için hızlı bir bicimde temel özelliklerini kaybeden bu insanlar, yerel adet, gelenek ve göreneklerin yıkılması durumunda, bu toprakların birdenbire çok imrendikleri amerika ya dönüşrceğine inanırlar.
standart oluşturmak yerine standartlara inanmayı öğretirler, sahip oldukları imkânları geliştirmek yerine isteklerini geliştirip yozlaşmaya ilkellige ve ahlaki kaosa neden olurlar. onlar, batının büyüsünün yaşayış biçiminde degilde çalışmasında gizli olduğunu, gücünü modadan, ateizmden, gece kulüplerinden, başıboş gençlerinden değil de, olaganüstü çalışkanlık, azim,bilgi ve sorumluluk duygusundan aldığını anlamıyorlar.
kısacası sorun, bizim batıcılarımızın yabancı öğretileri uygulamaları degil, bu ögretileri kullanmayı bilmemeleri, daha doğrusu iyiyi kötüyü ayırt etme duygularının gelişmemiş olmasıdır. onlar medeniyet sürecinin faydalı ürünlerini almak yerine çürüklerini atıklarını toplamışlardır.
bir asrı aşkın süredir, batı medeniyeti sahası dışında kalan birçok millete, bu medeniyete olan tavrı soruluyor. bu karşılaşmaya tamamen tepkisiz kalıp dikkatli bir bicimde ayak mı uydurmalı yoksa başka seçenek aramadan bu medeniyeti kabul mü etmeli?) bircok milletin zaferi veya felaketi bu soruya verdigi cevaba bağlıdır.
örnek ülkeler : (bkz: japonya):
" başkasının hayatı yerine, kendi hayatını yaşamayı tercih eden japonya, geleneklerini yeniliklerle birleştirmeye çalıştı. "
(bkz: türkiye): "türkiye nin modernistleri ise farklı bir yol seçmişti. bugün türkiye üçüncü sınıf bir ülkeyken, japonya dünyanın ileri gelen ülkeleri arasında yerini almıştır. "
" japon ve türk devrimcilerin felsefeleri arasındaki farklılıkların en belirgin şekikde ortaya çıktığı yer alfabedir.
türkiye dünyanın en kusursuz ve en yaygın alfabelerinden biri olan 28 harfli arap alfabesini kullanırken, japonya romanji latin alfabesi kullanma talebini reddetmiştir. japonya, karmasık alfabesini kullanmaya devam ederek, devrimden sonra 46 karakterin yanı sıra, çin yazı sisteminde 880 karakteri de kendi alfabesine uyarlamıştır. günümüzde japonya da okuma yazma bilmeyen yok, türkiyede ise latin alfabesine geçisin üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen ülke nüfusunun yüzde ellisi okuma-yazma bilmiyor. bu öyle bir sonuç ki, bu durumu kör bile görebilir. "
Aliya izetbegoviç
Foto: Babaji restoran, Londra.
Posted via Blogaway
islam toplumu ve onun ideali - çözüm
'' Onu farklı kılan şey fikir ve plan aşamasından çıkıp gerçekleşme aşamasına yönelik harekete geçilmesini talep etmesidir. ''
Çözüm İslam dini düsüncesinin yeniden yapılandırılması bu şekilde Fas tan Endonezya ya uzanan bır İslam birliği oluşturulması ve İslam ın bu yolla bireylerin ailenin toplumun hayatının her alanın nüfuz etmesidir
Bu hedef hem imkansız hem uzak görünebilir ancak gerçekçidir zira imkan dahilinde yalnız kendisi bulunuyor
Asıl imkansız olan görünüşte hedefe yakın olan ve islam alemi için bir bir ütopya niteliği taşıyan İslam dışı programlardır
Tarih büyük bir gerçeği gözler önüne seriyor islam müslüman toplumların aklını başına getirebilecek içlerindeki disiplin ilham ve enerjiyi ölçeklerinin sınırlarını zorlayabilecek tek düşüncedir
Müslümanların tarihinde büyük önem arz eden ne varsa İslam bayrağı altında gerçekleşmiştir
İslamın yalnızca birkaç bin gerçek savaşçısı İngiltereyi bu yüzyılın ellili yıllarında Süveyş ten çıkarmaya mecbur etmişken Arap milliyetçilerininorduları ise ücüncü kez İsraile yenik düşüyor
Türkiye bir islam ülkesi olarak dünyaya hükmetmiştir Ancak Avrupa ya öykünen bir Türkiye günümüzde yüzlerce örnegi olan ücüncü sınıf ülkeler konumuna geriliyor
İslamı kabul eden toplumlar sonradan başka bir ideal için yaşamak ve ölmekten acizdirler
Bir müslüman ancak Allah ve İslam yolunda canını feda edebilir yahut sabreder ''